☕ Geyik Cafe
Dilediğin ikramı seç ve anında gönder!
☕ Sıcak İçecekler
🥤 Soğuk İçecekler
🍷 Bar Seçenekleri
♛
Lv.
3
Geyikçi
★ Seviye 3
XP
144
/
150
XP
%
294
Mesaj
Sonraki
300
◆
Daha fazla mesaj, daha yüksek seviye!
.
Bu büyük kalabalığın içerisinde dikkat çekmek ise hiç kolay değil.
İşte tam bu noktada ortaya ilginç bir durum çıkıyor: Bazı kişiler daha fazla izlenmek, takipçi kazanmak ve fenomen olmak için toplumun genelinde edepsiz, aşırı, saygısız veya disiplinsiz olarak değerlendirilebilecek davranışları özellikle sergileyebiliyor.
Peki neden?
Gerçekten sosyal medyada başarılı olmak için sınırları zorlamak mı gerekiyor?
Yoksa sistem, insanları farkında olmadan böyle davranmaya mı itiyor?
İnsanlar gün içerisinde yüzlerce hatta binlerce içerikle karşılaşabiliyor. Bu kadar yoğun içerik arasında sıradan bir paylaşımın fark edilmesi zorlaşabiliyor.
Bir kişi güzel bir manzara fotoğrafı paylaşıyor.
Başka biri bilgi veren bir video hazırlıyor.
Bir başkası yıllarca çalışarak bir sanat dalında kendisini geliştiriyor.
Fakat bazen bunların yanında çok daha basit, şaşırtıcı veya tartışmalı bir davranış milyonlarca kişiye ulaşabiliyor.
Çünkü insan beyni alışılmadık şeylere karşı daha hızlı tepki verebiliyor.
İşte bazı içerik üreticileri bunu fark ettiğinde sınırları biraz daha zorlamaya başlayabiliyor.
Önce küçük bir farklılık…
Sonra daha iddialı bir davranış…
Ardından tartışma yaratacak bir video…
Derken takipçi sayısı artmaya başlıyor.
Bir video hoşunuza gitmediğinde yorum yazabilirsiniz.
“Bu yaptığınız doğru değil.”
“İnsanlara kötü örnek oluyorsunuz.”
“Böyle içerikler neden yayınlanıyor?”
gibi yorumlar yaptığınızda aslında içerikle etkileşime girmiş olursunuz.
Bu etkileşimler de platformların içerikleri daha fazla kişiye göstermesine katkıda bulunabilir.
Dolayısıyla içerik üreticisi açısından bakıldığında, olumlu veya olumsuz tepki almak bazen hiç tepki almamaktan daha değerlidir.
Bu durum da bazı kişileri tartışmalı içerikler üretmeye teşvik edebilir.
“Hakkımda konuşuluyorsa başarılıyım.”
Oysa tanınmak ile saygın olmak aynı şey değildir.
Bir insan milyonlarca kişi tarafından tanınabilir fakat aynı zamanda büyük bir kesim tarafından eleştirilebilir.
Başka bir insan ise daha az takipçiye sahip olabilir ama yaptığı iş nedeniyle büyük saygı görebilir.
Sosyal medya takipçi sayısını kolayca görünür hale getirdiği için insanlar başarıyı bazen yalnızca rakamlarla ölçmeye başlayabiliyor.
Takipçi…
Beğeni…
İzlenme…
Yorum…
Paylaşım…
Bu rakamlar arttıkça kişi kendisini daha başarılı hissedebiliyor.
Böylece içerik üretmek, zaman içerisinde kaliteli bir şey ortaya koymaktan çok daha fazla dikkat çekme yarışına dönüşebiliyor.
Şok edici davranışlar insanlarda merak uyandırabiliyor.
Merak ise tıklamayı beraberinde getiriyor.
Bir kişi “Bunu gerçekten yaptı mı?” diye videoya giriyor.
Başka biri arkadaşına gönderiyor.
Bir başkası ekran görüntüsü alıyor.
Sonra video başka hesaplarda konuşuluyor.
İçerik sahibinin amacı belki de tam olarak buydu:
Konuşulmak.
Bu nedenle bazı kişiler sınırları aşmayı bir çeşit pazarlama yöntemi olarak görebiliyor.
Oysa özgür olmak ile sorumsuz davranmak aynı şey değildir.
Özgürlük, kişinin kendi kararlarını verebilmesi anlamına gelirken; sorumluluk, bu kararların sonuçlarını kabul etmeyi gerektirir.
Bir içerik üreticisi istediği videoyu çekebilir.
Fakat yaptığı davranışın başkalarını etkileyebileceğini de düşünmelidir.
Özellikle milyonlarca kişiye ulaşan insanların davranışları, onları izleyen çocuklar ve gençler üzerinde etkili olabilir.
Bu nedenle büyük kitlelere sahip olmak beraberinde belirli bir sorumluluk da getirir.
İnsanların uzun süre izlediği, yorum yaptığı veya paylaştığı içerikler daha fazla görünürlük kazanabilir.
Burada önemli olan nokta, algoritmanın ahlaki bir hakem olmamasıdır.
Algoritma bir davranışın “iyi” veya “kötü” olduğuna karar vermez.
Temel olarak kullanıcıların ilgisini ve etkileşimini ölçer.
Bu nedenle kaliteli bir eğitim videosu da milyonlarca izlenebilir, tamamen tartışma üzerine kurulmuş bir video da.
İçerik üreticisi bu sistemi anlamaya başladığında, dikkat çekmenin yollarını araştırabilir.
Bazıları bunu faydalı bilgiler üreterek yapar.
Bazıları mizahla yapar.
Bazıları sanatla yapar.
Bazıları ise tartışma ve skandalla yapmayı tercih eder.
Sosyal medyada gerçekten kaliteli işler yapan çok sayıda içerik üreticisi bulunuyor.
Eğitim verenler…
Bilim anlatanlar…
Yemek yapanlar…
Spor içerikleri üretenler…
Sanatçılar…
Müzisyenler…
Teknoloji anlatanlar…
Sosyal sorumluluk projeleri yapanlar…
İnsanlara meslek öğretenler…
Bunların birçoğu uzun süre emek vererek kitle oluşturuyor.
Dolayısıyla fenomen olmak tek başına kötü bir şey değildir.
Asıl mesele fenomen olma uğruna hangi yolların tercih edildiğidir.
Bir video viral olur.
Takipçi sayısı hızla yükselir.
İnsanlar sizi konuşmaya başlar.
Fakat hızlı gelen şöhreti sürdürebilmek çok daha zordur.
Çünkü sürekli daha fazla dikkat çekmek zorunda hisseden kişi zaman içerisinde kendi sınırlarını bile aşabilir.
Dün tartışma yaratan davranış yeterliyken bugün daha büyük bir olay gerekebilir.
Bu durum bir çeşit kısır döngü oluşturabilir:
Daha fazla dikkat → daha fazla izlenme → daha yüksek beklenti → daha uç içerik → daha fazla dikkat.
Bu döngü kontrol edilmediğinde kişi kendi oluşturduğu karakterin içine sıkışabilir.
Başarı yalnızca milyonlarca takipçiye sahip olmak değildir.
Bir kişinin ürettiği içerik insanların hayatına değer katıyorsa, bilgi veriyorsa, düşündürüyorsa veya insanları güzel bir şekilde eğlendiriyorsa bunun da büyük bir değeri vardır.
Hatta bazen 10 bin kişiye fayda sağlayan kaliteli bir içerik, milyonlarca kişinin birkaç saniye izleyip geçtiği tartışmalı bir videodan çok daha anlamlı olabilir.
Çünkü izlenme sayısı ile gerçek değer aynı şey değildir.
İzleyicilerin davranışları da bu kültürü şekillendiriyor.
Her tartışmalı videoya yorum yapmak…
Her skandalı paylaşmak…
Bir kişiyi sırf tepki göstermek için takip etmek…
Bunların tamamı içerik üreticisine görünürlük sağlayabilir.
Belki de bazen yapılabilecek en güçlü şey, ilgimizi kaliteli içeriklere yönlendirmektir.
Çünkü sosyal medya sonuçta arz ve talebin birlikte şekillendirdiği bir alan.
Neye ilgi gösterirsek, zaman içerisinde daha fazla onunla karşılaşabiliriz.
Fakat asıl soru şu olmalı:
“Kaç kişi beni tanıyor?” değil, “Beni tanıyan insanlar benden ne öğreniyor?”
Şöhret geçici olabilir.
Takipçi sayısı düşebilir.
Bir video unutulabilir.
Bir trend birkaç hafta içerisinde ortadan kalkabilir.
Fakat kişinin oluşturduğu itibar çok daha uzun süre yaşayabilir.
Dikkat çekmek kolay olabilir; güven kazanmak ise çok daha zordur.
Bu nedenle sosyal medyada başarılı olmak isteyen herkesin sınırlarını koruması, ürettiği içeriğin sonuçlarını düşünmesi ve yalnızca viral olmak uğruna kendi değerlerinden vazgeçmemesi gerekir.
Çünkü gerçek başarı, insanların sadece sizi izlemesi değil, size güvenebilmesidir.
Ve belki de sosyal medyanın bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey daha fazla sansasyon değil;
daha fazla kalite, daha fazla saygı, daha fazla sorumluluk ve biraz daha insanlık.
Sosyal Medyada Fenomen Olmak İçin Neden Edepsizlik ve Disiplinsizlik Öne Çıkıyor?
Sosyal medya hayatımızın önemli bir parçası haline geldi. Bir zamanlar insanların birbirleriyle haberleşmek için kullandığı platformlar, bugün aynı zamanda birer sahneye dönüşmüş durumda. Her gün milyonlarca insan fotoğraf, video, yorum ve canlı yayınlarla kendisini göstermeye çalışıyor.Bu büyük kalabalığın içerisinde dikkat çekmek ise hiç kolay değil.
İşte tam bu noktada ortaya ilginç bir durum çıkıyor: Bazı kişiler daha fazla izlenmek, takipçi kazanmak ve fenomen olmak için toplumun genelinde edepsiz, aşırı, saygısız veya disiplinsiz olarak değerlendirilebilecek davranışları özellikle sergileyebiliyor.
Peki neden?
Gerçekten sosyal medyada başarılı olmak için sınırları zorlamak mı gerekiyor?
Yoksa sistem, insanları farkında olmadan böyle davranmaya mı itiyor?
Dikkat çekmek, sosyal medyanın en değerli para birimi
Sosyal medyada görünür olmak için öncelikle dikkat çekmek gerekiyor.İnsanlar gün içerisinde yüzlerce hatta binlerce içerikle karşılaşabiliyor. Bu kadar yoğun içerik arasında sıradan bir paylaşımın fark edilmesi zorlaşabiliyor.
Bir kişi güzel bir manzara fotoğrafı paylaşıyor.
Başka biri bilgi veren bir video hazırlıyor.
Bir başkası yıllarca çalışarak bir sanat dalında kendisini geliştiriyor.
Fakat bazen bunların yanında çok daha basit, şaşırtıcı veya tartışmalı bir davranış milyonlarca kişiye ulaşabiliyor.
Çünkü insan beyni alışılmadık şeylere karşı daha hızlı tepki verebiliyor.
İşte bazı içerik üreticileri bunu fark ettiğinde sınırları biraz daha zorlamaya başlayabiliyor.
Önce küçük bir farklılık…
Sonra daha iddialı bir davranış…
Ardından tartışma yaratacak bir video…
Derken takipçi sayısı artmaya başlıyor.
Tepki bile etkileşimdir
Sosyal medyanın en ilginç taraflarından biri, insanların bir içeriği beğenmemesinin bile o içeriğin yayılmasına katkıda bulunabilmesidir.Bir video hoşunuza gitmediğinde yorum yazabilirsiniz.
“Bu yaptığınız doğru değil.”
“İnsanlara kötü örnek oluyorsunuz.”
“Böyle içerikler neden yayınlanıyor?”
gibi yorumlar yaptığınızda aslında içerikle etkileşime girmiş olursunuz.
Bu etkileşimler de platformların içerikleri daha fazla kişiye göstermesine katkıda bulunabilir.
Dolayısıyla içerik üreticisi açısından bakıldığında, olumlu veya olumsuz tepki almak bazen hiç tepki almamaktan daha değerlidir.
Bu durum da bazı kişileri tartışmalı içerikler üretmeye teşvik edebilir.
“Ne kadar çok konuşulursam o kadar iyidir” düşüncesi
Fenomen kültüründe zaman zaman önemli bir yanılgı ortaya çıkıyor:“Hakkımda konuşuluyorsa başarılıyım.”
Oysa tanınmak ile saygın olmak aynı şey değildir.
Bir insan milyonlarca kişi tarafından tanınabilir fakat aynı zamanda büyük bir kesim tarafından eleştirilebilir.
Başka bir insan ise daha az takipçiye sahip olabilir ama yaptığı iş nedeniyle büyük saygı görebilir.
Sosyal medya takipçi sayısını kolayca görünür hale getirdiği için insanlar başarıyı bazen yalnızca rakamlarla ölçmeye başlayabiliyor.
Takipçi…
Beğeni…
İzlenme…
Yorum…
Paylaşım…
Bu rakamlar arttıkça kişi kendisini daha başarılı hissedebiliyor.
Böylece içerik üretmek, zaman içerisinde kaliteli bir şey ortaya koymaktan çok daha fazla dikkat çekme yarışına dönüşebiliyor.
Edepsizlik neden daha hızlı yayılabiliyor?
Burada “edepsizlik” kelimesini belirli bir kıyafet veya davranış biçimini yargılamak için değil, toplumun ortak değerlerine göre saygı sınırlarını bilinçli biçimde aşan davranışlar anlamında düşünmek gerekiyor.Şok edici davranışlar insanlarda merak uyandırabiliyor.
Merak ise tıklamayı beraberinde getiriyor.
Bir kişi “Bunu gerçekten yaptı mı?” diye videoya giriyor.
Başka biri arkadaşına gönderiyor.
Bir başkası ekran görüntüsü alıyor.
Sonra video başka hesaplarda konuşuluyor.
İçerik sahibinin amacı belki de tam olarak buydu:
Konuşulmak.
Bu nedenle bazı kişiler sınırları aşmayı bir çeşit pazarlama yöntemi olarak görebiliyor.
Disiplinsizlik neden bazen “özgürlük” gibi gösteriliyor?
Sosyal medyada özellikle gençler arasında “Canım ne isterse yaparım” anlayışı zaman zaman özgürlükle karıştırılabiliyor.Oysa özgür olmak ile sorumsuz davranmak aynı şey değildir.
Özgürlük, kişinin kendi kararlarını verebilmesi anlamına gelirken; sorumluluk, bu kararların sonuçlarını kabul etmeyi gerektirir.
Bir içerik üreticisi istediği videoyu çekebilir.
Fakat yaptığı davranışın başkalarını etkileyebileceğini de düşünmelidir.
Özellikle milyonlarca kişiye ulaşan insanların davranışları, onları izleyen çocuklar ve gençler üzerinde etkili olabilir.
Bu nedenle büyük kitlelere sahip olmak beraberinde belirli bir sorumluluk da getirir.
Algoritmanın görünmeyen etkisi
Sosyal medya platformlarının algoritmaları kullanıcıların ilgisini çeken içerikleri öne çıkarmaya çalışır.İnsanların uzun süre izlediği, yorum yaptığı veya paylaştığı içerikler daha fazla görünürlük kazanabilir.
Burada önemli olan nokta, algoritmanın ahlaki bir hakem olmamasıdır.
Algoritma bir davranışın “iyi” veya “kötü” olduğuna karar vermez.
Temel olarak kullanıcıların ilgisini ve etkileşimini ölçer.
Bu nedenle kaliteli bir eğitim videosu da milyonlarca izlenebilir, tamamen tartışma üzerine kurulmuş bir video da.
İçerik üreticisi bu sistemi anlamaya başladığında, dikkat çekmenin yollarını araştırabilir.
Bazıları bunu faydalı bilgiler üreterek yapar.
Bazıları mizahla yapar.
Bazıları sanatla yapar.
Bazıları ise tartışma ve skandalla yapmayı tercih eder.
Her fenomen aynı değildir
Burada bütün fenomenleri aynı kefeye koymak büyük bir hata olur.Sosyal medyada gerçekten kaliteli işler yapan çok sayıda içerik üreticisi bulunuyor.
Eğitim verenler…
Bilim anlatanlar…
Yemek yapanlar…
Spor içerikleri üretenler…
Sanatçılar…
Müzisyenler…
Teknoloji anlatanlar…
Sosyal sorumluluk projeleri yapanlar…
İnsanlara meslek öğretenler…
Bunların birçoğu uzun süre emek vererek kitle oluşturuyor.
Dolayısıyla fenomen olmak tek başına kötü bir şey değildir.
Asıl mesele fenomen olma uğruna hangi yolların tercih edildiğidir.
Kolay şöhretin bedeli
Sosyal medyada bir gecede tanınmak mümkün olabilir.Bir video viral olur.
Takipçi sayısı hızla yükselir.
İnsanlar sizi konuşmaya başlar.
Fakat hızlı gelen şöhreti sürdürebilmek çok daha zordur.
Çünkü sürekli daha fazla dikkat çekmek zorunda hisseden kişi zaman içerisinde kendi sınırlarını bile aşabilir.
Dün tartışma yaratan davranış yeterliyken bugün daha büyük bir olay gerekebilir.
Bu durum bir çeşit kısır döngü oluşturabilir:
Daha fazla dikkat → daha fazla izlenme → daha yüksek beklenti → daha uç içerik → daha fazla dikkat.
Bu döngü kontrol edilmediğinde kişi kendi oluşturduğu karakterin içine sıkışabilir.
Asıl başarı nedir?
Belki de sosyal medyada başarı kavramını yeniden düşünmemiz gerekiyor.Başarı yalnızca milyonlarca takipçiye sahip olmak değildir.
Bir kişinin ürettiği içerik insanların hayatına değer katıyorsa, bilgi veriyorsa, düşündürüyorsa veya insanları güzel bir şekilde eğlendiriyorsa bunun da büyük bir değeri vardır.
Hatta bazen 10 bin kişiye fayda sağlayan kaliteli bir içerik, milyonlarca kişinin birkaç saniye izleyip geçtiği tartışmalı bir videodan çok daha anlamlı olabilir.
Çünkü izlenme sayısı ile gerçek değer aynı şey değildir.
İzleyici olarak bizim de sorumluluğumuz var
Sosyal medya kültürünü yalnızca içerik üreticileri oluşturmuyor.İzleyicilerin davranışları da bu kültürü şekillendiriyor.
Her tartışmalı videoya yorum yapmak…
Her skandalı paylaşmak…
Bir kişiyi sırf tepki göstermek için takip etmek…
Bunların tamamı içerik üreticisine görünürlük sağlayabilir.
Belki de bazen yapılabilecek en güçlü şey, ilgimizi kaliteli içeriklere yönlendirmektir.
Çünkü sosyal medya sonuçta arz ve talebin birlikte şekillendirdiği bir alan.
Neye ilgi gösterirsek, zaman içerisinde daha fazla onunla karşılaşabiliriz.
Fenomen olmak başka, örnek olmak başka
Sosyal medyada fenomen olmak günümüzde birçok insanın hayali olabilir.Fakat asıl soru şu olmalı:
“Kaç kişi beni tanıyor?” değil, “Beni tanıyan insanlar benden ne öğreniyor?”
Şöhret geçici olabilir.
Takipçi sayısı düşebilir.
Bir video unutulabilir.
Bir trend birkaç hafta içerisinde ortadan kalkabilir.
Fakat kişinin oluşturduğu itibar çok daha uzun süre yaşayabilir.
Dikkat çekmek kolay olabilir; güven kazanmak ise çok daha zordur.
Bu nedenle sosyal medyada başarılı olmak isteyen herkesin sınırlarını koruması, ürettiği içeriğin sonuçlarını düşünmesi ve yalnızca viral olmak uğruna kendi değerlerinden vazgeçmemesi gerekir.
Çünkü gerçek başarı, insanların sadece sizi izlemesi değil, size güvenebilmesidir.
Ve belki de sosyal medyanın bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey daha fazla sansasyon değil;
daha fazla kalite, daha fazla saygı, daha fazla sorumluluk ve biraz daha insanlık.