Bir Erkek Olarak Karşımdaki İnsana Ne Sorardım?
İnsanları tanımak kolay değildir. Bazen yıllarca aynı ortamı paylaştığınız bir insanı bile tam anlamıyla tanıyamazsınız. Bu yüzden bir erkek olarak karşımdaki insanı tanımak isteseydim, onun dış görünüşünden ya da sahip olduklarından önce karakterini, hayata bakışını ve değerlerini öğrenmeye çalışırdım.İlk sorum muhtemelen şu olurdu:
"Hayatta seni en çok motive eden şey nedir?"
Çünkü bir insanın hedefleri ve hayalleri, onun kim olduğunu anlatan en önemli detaylardan biridir. Kimi ailesi için mücadele eder, kimi başarı için, kimi ise mutlu bir hayat kurabilmek için.
Daha sonra şunu sorardım:
"Zor zamanlarda nasıl davranırsın?"
Herkes güzel günlerde gülebilir. Asıl karakter, hayat zorluk çıkardığında ortaya çıkar. İnsanların sorunlarla nasıl başa çıktığını öğrenmek, onları tanımanın en etkili yollarından biridir.
Bir başka sorum ise şöyle olurdu:
"Sence bir insanda olması gereken en önemli özellik nedir?"
Bu sorunun cevabı bana onun değer verdiği şeyleri anlatırdı. Dürüstlük mü, sadakat mi, merhamet mi, yoksa saygı mı? Verilen cevaplar çoğu zaman kişinin kendisini de yansıtır.
Belki de en merak edeceğim soru şu olurdu:
"Bugüne kadar hayatında öğrendiğin en önemli ders ne oldu?"
Her insanın yaşadığı olaylar farklıdır. Kimisi kaybettiklerinden, kimisi kazandıklarından, kimisi ise yaptığı hatalardan ders çıkarır. Bu soru insanların hayat tecrübelerini anlamak için oldukça değerlidir.
Son olarak şunu sorardım:
"Beş yıl sonra kendini nerede görmek istiyorsun?"
Çünkü geleceğe dair planları olan insanlar, hayat yolculuğunda daha kararlı adımlar atarlar. Büyük hedefler şart değildir; önemli olan bir yönünün ve amacının olmasıdır.
Uzmanlar, insanların birbirlerini daha iyi tanıyabilmesi için açık uçlu ve anlamlı soruların önemli olduğunu belirtiyor. Yüzeysel sohbetler yerine duygu, düşünce ve yaşam deneyimlerini ortaya çıkaran soruların daha güçlü bağlar kurulmasına yardımcı olduğu ifade ediliyor. (Gottman Institute)
Bir erkek olarak soracağım soruların amacı yargılamak değil, anlamak olurdu. Çünkü gerçek iletişim, konuşmaktan çok karşıdaki insanı dinleyebilmekle başlar.